• Turkish
  • English
  • German
  • Google ÇeviriÇeviri tarafından desteklenmektedir
    Google ÇeviriÇeviri tarafından desteklenmektedir

Ne aramıştınız?

Hayatımızın bir döneminde hepimiz alınmış, kırılmış ya da birilerine darılmışızdır. Bazen söylenen bir söz, bazen gösterilmeyen bir ilgi, bazen de beklediğimiz karşılığı alamamak içeride eski bir yarayı yeniden hareketlendirebilir.

Fakat burada önemli olan yalnızca dışarıdaki olay değildir. Asıl görülmesi gereken, o olayın içeride hangi duyguyu uyandırdığıdır.

Çünkü alınganlık çoğu zaman yaşanan andan daha eski bir eksiklik hissiyle beslenir. İnsan kendisini yeterince sevilmemiş, görülmemiş, önemsenmemiş ya da hayata tam olarak ait hissedemediğinde, karşısına çıkan birçok olayı bu duygu üzerinden okumaya başlayabilir.

Alınganlığın Kökünde Ne Vardır?

Alınganlık çoğu zaman değersizlik ve sevgisizlik duygusuyla ilişkilidir.

Kişi bir konuşmada dinlenmediğini hissettiğinde, yapılan genel bir eleştiriyi kendi üzerine aldığında ya da eşinden beklediği ilgiyi göremediğinde, yaşadığı durum yalnızca o ana ait olmayabilir.

İçeride daha önceden oluşmuş olan yeterince sevilmeme duygusu, yeni olayları da aynı anlamla yorumlayabilir.

Bu nedenle alınganlıkla çalışırken yalnızca dışarıdaki kişiye değil, içerideki beklentiye de bakmak gerekir.

İnsan gerçekten sevgi alamıyor olabilir. Ancak bazen sevgi gelmiştir, sadece beklediği biçimde gelmediği için onu fark edememiştir.

Anneyle Kurulan Bağ ve Alabilme Hâli

Alınganlık, anneyle ve dişil enerjiyle kurulan bağla da ilişkilidir.

Anne; almak, beslenmek, beden, dünya ve maddeyle bağlantılıdır. Anneyle kurulan bağda eksiklik hissedildiğinde insan sevgiyi, ilgiyi, desteği ve bolluğu almakta zorlanabilir.

Dışarıdan güçlü görünen kişi, içeride sürekli görülmeyi ve onaylanmayı bekleyen bir parçayı taşıyabilir.

Burada kendimize şu yönden bakabiliriz:

Hayat bana ne sunuyor ve ben bunun ne kadarını gerçekten alabiliyorum?

Çünkü almak yalnızca maddi bir durum değildir. Sevgiyi, ilgiyi, desteği, güzelliği ve hayatın sunduğu imkânları kabul edebilmek de alabilme hâlinin içindedir.

Darılmanın Derinindeki Duygu

İnsan çoğu zaman eşine, annesine, babasına ya da yakınındaki bir kişiye darıldığını düşünür. Fakat bu darılmanın altında hayata, kadere ya da Yaradan’a yönelmiş daha derin bir kırgınlık bulunabilir.

Kendisini unutulmuş, yanlışlıkla dünyaya gelmiş ya da yeterince önemsenmemiş hisseden kişi, hayatın içinde karşılaştığı olayları da bu eksiklik üzerinden değerlendirebilir.

Bu nedenle özgürleşme, yalnızca başkasını affetmekle değil; hayata yönelttiğimiz kırgınlığı fark etmekle de mümkündür.

İnsan kendisine sunulanları görmeye başladığında, dışarıdan beklediği onay ve sevginin yükü de hafiflemeye başlar.

Kırılganlık ve Kalbin Sesini Duymak

Kırılganlık bazen insanın kendi kalbine karşı kurduğu mesafeden doğar.

Kalbi bir konuda geri çekilmesini söylerken devam etmek, bir yerde sınır koymak gerekirken susmak ya da kendi ihtiyacını sürekli ertelemek, içeride kalbin kırılmasına neden olabilir.

İnsan dışarıya hayır diyemediğinde, çoğu zaman kendi kalbine hayır demiş olur.

Bu nedenle kırılmamak için sertleşmek ya da duygulardan uzaklaşmak gerekmez. Asıl ihtiyaç, kendi sınırlarını bilmek ve kalbin sesini duyabilmektir.

Sevgiyle sınır koymak, hem kişinin kendisine hem de karşısındaki insana fayda sağlayan bir duruştur.

İdrak Şifası ile Özgürleşmek

İdrak Şifası, alınganlığı yalnızca bir huy olarak görmez. Bu duygunun altında çalışan kodu fark etmeye yönelir.

Kişi alınmış hissettiğinde, kendisini nerede duymadığını; değersiz hissettiğinde kendi değerini nerede küçülttüğünü; sevilmediğini düşündüğünde kendisini nerede sevgisiz bıraktığını görebilir.

Bu fark ediş, dışarıdaki kişiyi suçlamaktan vazgeçmek değil; yaşanan olayın kendi hayatımızdaki karşılığını görmektir.

Konunun kökü idrak edildiğinde, insan aynı olayları tekrar tekrar yaşamak yerine yeni bir seçim yapabilir.

Alınganlık, Kırılganlık ve Darılganlık Kodlarından Özgürleşmek; hiç etkilenmemek değil, etkilendiğimiz yerde bize anlatılan bilgiyi görebilmek ve yeniden kendi merkezimize dönebilmektir.