• Turkish
  • English
  • German
  • Google ÇeviriÇeviri tarafından desteklenmektedir
    Google ÇeviriÇeviri tarafından desteklenmektedir

Ne aramıştınız?

İnsan bazen şifayı çok uzakta arar. Bir yöntemde, bir kişide, bir zamanda, bir kapıda ya da henüz gelmemiş bir ihtimalde…

Oysa şifa çoğu zaman çok daha yakındadır: nefeste, toprakta, suda, kokuda, tatta, seste, bedende ve insanın kendi kalbine yeniden dönebildiği o sade anda.

Binbirdirek’te Binbir Şifa Günü, tam da bu hatırlayış için açılan bir alan oldu. Kadim bir mekânın hafızasında, suyun, taşın, sesin, kokunun, tadın ve doğanın şifasıyla insanın kendi içindeki şifaya yaklaşmasını hatırlatan özel bir buluşma…

Binbirdirek’in Kadim Hafızasında Şifa

Binbirdirek Sarnıcı yalnızca tarihî bir mekân değildir. Taşın, suyun, yerin, sessizliğin ve zamanın hafızasını taşıyan güçlü bir alandır.

Böyle bir mekânda yapılan şifa çalışması, insanı yalnızca zihniyle değil; bedeniyle, duyularıyla ve içsel sezgisiyle de içine alır. Sesler kulağa, kokular hafızaya, tatlar bedene, nefes kalbe dokunur.

Çünkü insan yalnızca bilgiyle dönüşmez. Bazen bir ses, bir koku, bir tat, bir temas ya da bir mekânın taşıdığı kadim his, içeride yıllardır kapalı duran bir kapıyı aralar.

Fayda Ormanları: Toprağa Ekilen Niyet

Binbirdirek’te Binbir Şifa Günü’nün kalbinde yalnızca bireysel şifa değil, toplumsal fayda niyeti de vardı. Fayda Ormanları bu niyetin en güzel yansımalarından biri.

Çünkü bir fidan dikmek, yalnızca toprağa ağaç bırakmak değildir. İnsanın içindeki fayda duygusunu da yeniden uyandırmaktır.

Bir ağaca su verdiğimizde, içimizde kurumuş bir yere de su veririz. Bir fidanın köklenmesine destek olduğumuzda, kendi köklenme hâlimizi de güçlendiririz. Doğaya fayda sunduğumuzda, hayat da bize başka kapılardan faydasını sunmaya başlar.

Bu yüzden doğayı iyileştirmek, insanı iyileştirmekten ayrı değildir. Biz doğaya ne yapıyorsak, aslında kendimize de onu yapıyoruz.

Olanı Sevgiyle Kabul Etmek

Şifanın en önemli kapılarından biri, olanla kavga etmeyi bırakmaktır.

İnsan çoğu zaman yaşadığı olaya itiraz eder. Hastalığa, kayba, korkuya, ekonomik sıkışıklığa, ilişkideki kırılmaya ya da geçmişte yaptığı seçimlere içeriden direnç gösterir.

Fakat direnç, yolu tıkar.

Ünal Güner’in aktarımında şifanın anahtarlarından biri, olanı sevgiyle kabul edebilmektir. Bu, yaşanan her şeyi pasifçe onaylamak değildir. Olanın içindeki bilgiyi, faydayı ve mesajı okuyabilmektir.

İnsan “neden benim başıma geldi?” sorusundan çıkıp “bu bana ne anlatıyor?” sorusuna geçtiğinde, aynı olay başka bir kapıya dönüşür.

Çünkü gördüğümüz yere ruhumuzun ışığı gider.

Korkuların İçindeki Saklı Bilgi

Binbirdirek’te yapılan çalışmalarda korkular da önemli bir başlık olarak açıldı.

Gelecek kaygısı, yalnız kalma korkusu, parasız kalma endişesi, sevilmeme korkusu, ölüm korkusu, görünür olma korkusu, başarısızlık korkusu…

Korku çoğu zaman düşman gibi görünür. Oysa ilk geldiğinde insanı korumak için gelmiş olabilir. Fakat bir zamanlar koruyan şey, vakti geçtiğinde insanı kısıtlamaya başlar.

Korku hareketi yavaşlatır. Hareket azaldığında ısı azalır. Isı azaldığında ışık azalır. Işık azaldığında karanlık ve soğukluk artar.

Bu yüzden korkudan özgürleşmek, korkuyu yok saymak değildir. Önce onun neye hizmet ettiğini görmek gerekir.

Binbir Şifa: Kendine ve Hayata Yeniden Yaklaşmak

Şifa tek seferlik bir kapanış değil, katman katman açılan bir yolculuktur.

Bir korku çözülür, altında başka bir ihtiyaç görünür. Bir acı anlaşılır, ardında bir sevgi çağrısı duyulur. Bir direnç bırakılır, yerine güven gelir.

Binbirdirek’te Binbir Şifa, bu yolculuğu doğayla, kadim mekân hafızasıyla, duyularla, idrakle ve fayda niyetiyle birleştiren özel bir hatırlayış alanıdır.

Çünkü hayat bize karşı değil, bizimle birlikte çalışır.

Yeter ki biz onun dilini duymaya, bedenimizin mesajını okumaya, korkularımızın ardındaki faydayı görmeye ve olanı sevgiyle kabul etmeye razı olalım.

İnsan doğadan ayrı değildir.

Toprakta ne varsa bedende de vardır. Suda ne varsa duyguda da vardır. Havada ne varsa nefeste de vardır. Ateşte ne varsa dönüşümde de vardır.

Ve insan bütün bunları kendinde gördüğünde, şifa dışarıdan beklenen bir şey olmaktan çıkar.

Kendi varlığında hatırlanan bir hakikate dönüşür.