• Turkish
  • English
  • German
  • Google ÇeviriÇeviri tarafından desteklenmektedir
    Google ÇeviriÇeviri tarafından desteklenmektedir

Ne aramıştınız?

Hayatımızda tekrar eden bazı olaylara baktığımızda çoğu zaman yalnızca bugünü görüyoruz. Aynı ilişki biçimleri, aynı kırgınlıklar, benzer maddi sorunlar ya da bir türlü aşamadığımız duygular…

Peki bunların hepsi gerçekten yalnızca bugüne mi ait?

Hayatımızdaki birçok olayın ilk izleri, ilk yedi yaşın içinde oluşur. Sonra bu izler farklı biçimlerde 14, 21 ve 28 yaş döngülerinde yeniden karşımıza çıkabilir. Olay değişir, kişiler değişir ama bize anlatılan konu çoğu zaman aynı kalır.

İlk Yedi Yaş Bize Neyi Anlatır?

İlk yedi yaşımızda anne ve babamızla kurduğumuz bağ, yalnızca aile ilişkilerimizi şekillendirmez. Hayatla, bedenle, maddeyle, ruhla ve gelecekle kurduğumuz ilişkiye de temel oluşturur.

Anne; almak, beden, madde, dünya ve geçmişle ilişkilidir.

Baba ise vermek, bırakmak, ruh ve gelecekle bağlantılıdır.

Şimdi burada kendimize bakabiliriz:

Alabiliyor muyum? Sevgi, para, destek ve güzellik bana geldiğinde kabul edebiliyor muyum? Yoksa almakla arama annemle kurduğum bağdan gelen görünmez bir mesafe mi koyuyorum?

Bir taraftan da bırakabiliyor muyum? Verebiliyor, teslim edebiliyor ve geleceğe doğru ilerleyebiliyor muyum? Bu soruların  cevapları bazen babamızla aramızdaki yakınlıkta, uzaklıkta ya da ona sırtımızı döndüğümüz yerde görünür.

Kaçtığımız Şey Bazen Kendimizin Bir Parçasıdır

İnsan annesinden kaçtığını düşünürken aslında bedenden, dünyadan ya da almaktan kaçıyor olabilir.

Babasına öfkeli olduğunu düşünürken gelecekle, ruhla ya da bırakmakla arasına mesafe koymuş olabilir. Şimdi ne kadar önemli bir bilgi bu, değil mi?

Çünkü dışarıdaki anne ve baba yalnızca dışarıdaki kişiler değildir. Onların temsil ettiği her enerji bizim de içimizdedir. Bu nedenle birini uzağa koyduğumuzda, bazen kendi içimizdeki bir parçayı da uzağa koyarız. İdrak Şifası, tam da burada başlar.

Gördüğümüz şeyin hayatımızda neye dönüştüğünü fark ettiğimizde, eski döngüyü devam ettirmek yerine yeni bir seçim yapabiliriz.

Anneyle Almayı, Babayla Vermeyi İyileştirmek

Anneyle helalleşmek; maddeyle, bedenle, hayatla ve almakla barışabilmenin kapısını açabilir. Babayı sevgiyle kabul etmek ise ruhla, gelecekle, vermekle ve bırakmakla olan bağımızı yeniden kurabilir. Bu, geçmişte yaşanan her şeyi doğru kabul etmek değildir.

Yaşananların içindeki faydayı görerek, bize aracılık eden anne ve babaya teşekkür edebilmek ve artık kendi yerimize geçebilmektir.

Çünkü insan anne ve babasını olduğu yerde bıraktığında, ilk kez kendisi olarak yol almaya başlayabilir.

Geçmişi ve Geleceği Kucaklayarak Şimdiye Gelmek

Soylardan aktarılan enerjileri görmek, geçmişte kalmak için değil; geçmişin içinden gelen bilgiyi alarak bugüne dönmek içindir.

Annemizi, babamızı, bedenimizi, ruhumuzu, geçmişimizi ve geleceğimizi kendi içimizde bir araya getirdiğimizde şimdiye gelebiliriz.

Artık ne annemizin kaderini sürdürmek ne de babamızın eksik bıraktığını tamamlamak zorundayız.

Bize düşen, kendimize verilen hayatı sevgiyle kabul etmek ve kendi yolumuzu yürümektir.

Bize ait olmayan yükleri görmeye ve kendi hayatımızdaki yerimize dönmeye aracı olan Soylardan Aktarılan Enerjiler – Kendine Atalar Dizini Çalışması geçmişin gölgelerinden sıyrılıp kendi özgün geleceğimizi inşa etmemiz için güçlü bir rehberlik sunuyor.

Çünkü bazen yeni bir hayata başlamak için önce anneyle almayı, babayla vermeyi ve kendimizle kalmayı yeniden hatırlamamız gerekir.