• Turkish
  • English
  • German
  • Google ÇeviriÇeviri tarafından desteklenmektedir
    Google ÇeviriÇeviri tarafından desteklenmektedir

Ne aramıştınız?

Hayatın akışında bazen öyle anlar yaşarız ki, durup "Bu kadarı da olmaz!" deriz. Uzun zamandır düşünmediğiniz birinden gelen ani bir mesaj, bir kitapçıda elinizin istemsizce gittiği o doğru sayfa ya da tam ihtiyacınız olan cevabın bir yabancının cümlesinde saklı olması... Peki, tüm bunlar gerçekten birer rastlantı mı, yoksa tevafuk mu?

Yolun nereye varacağını düşünmeden, sadece ilk adımı atmanın o eşsiz hafifliğini hiç hissettin mi? Çoğu zaman zihnimiz varacağımız yerin telaşıyla doluyken, hayatın o anki muazzam nizamını gözden kaçırabiliyoruz. Oysa rüzgâr estiğinde, bir taş yerinden oynadığında ya da sokaktaki bir kedi susadığında; bunların seninle, benimle, hepimizle bir ilgisi var.

Yolun nereye varacağını düşünmekten yorulup ilk adımı atmaya korktuğumuz anlarda, kâinatın bizimle konuştuğunu görüyoruz. İşte bu noktada karşımıza çıkan Tevafuk, sadece bir kelime değil…

Anlamın Görünür Hali: Tevafuk ve Hayatın Gizli Mesajları

Birbirinden tamamen bağımsız gibi görünen olaylar silsilesi —rüzgârın esmesi, bir kedinin susaması, trafiğin yoğunlaşması— aslında büyük bir uyumla aynı noktada buluşur. Çoğu zaman gün boyu olanların bizimle ilgisi olmadığını düşünürüz. Oysa hiçbir şey kendiliğinden olmaz; her olayın içinde görünmez bir elin imzası ve rızası vardır.

İşte Tevafuk kavramı, bu görünmez imzayı fark etme sanatıdır. Çünkü biliyorum ki hiçbir şey rastlantı değil; her zaman insan anların içinde yer alır. Rastlantı ve tesadüf yerine kendimize kainatın bize verdiği mesaja odaklanmamız gerekir.

Tesadüf mü, Tevafuk mu? Aradaki İnce Çizgi

Bana sıkça soruyorsunuz: "Yaşadıklarımız birer tesadüf mü?" diye. Tesadüf; başına gelenlerin başıboş, amaçsız ve rastlantısal olduğu yanılgısıdır. Oysa kâinatta tesadüfe yer yoktur.

Birbirinden tamamen bağımsız gibi görünen olaylar silsilesinin aslında anlamlı ve yerli yerinde bir ahenkle aynı noktada buluştuğunu fark ettiğinde, tevafuk ile tanışırsın. Gün boyu olanların seninle hiç ilgisinin olmadığını düşünmek, aslında kendi hayat hikâyene yabancılaşmaktır. Her olayın içinde sana gönderilen bir mesaj var.

Neden Bu Kitabı Kaleme Aldım?

Uzun zamandır hatırlamadığın birinden tam da onu düşündüğün an gelen o mesaj, bir tesadüf müdür? Yoksa kâinatın seninle konuşma biçimi mi? Yazdığım pek çok Ünal Güner kitap çalışmasında olduğu gibi, bu eserde de amacım senin bu işaretleri okumana aracılık etmek. Kitap, her bireyin kendini bulmasına olanak sağlıyor.

Karşına çıkan her sözün, hatta her harfin o büyük anlamın bir parçası olduğunu bilmeni istedim. Senden beklenen; bu rehberliği görmen, mesajı alman ve kâinatın o devasa ordularıyla aynı ritimde hareket etmendir. Tevafuk ismini verdiğim bu eser, aslında seninle benim aramda bir rastlantı değil, bir buluşma yeri olacağını fark edeceksin.

Bir Yoldaş Olarak Ünal Güner Kitapları ve Rehberliğimiz

"Hayatın sesini nasıl duyarız?”. Hiç kendinize bu soruyu sordunu muz? Aslında cevapların her an etrafımızda olduğunu görebilirsiniz.

Kaleme aldığım diğer Ünal Güner kitapları gibi, bu kitap da senin kendi içsel derinliğine giden yolda bir köprü olmasını istedim. Ancak Ünal Güner’in kitabı denildiğinde, Tevafuk’un yeri benim için biraz daha farklıdır. Bu kitap, seninle konuşan bir yoldaştır. Durduğunda sana yoldaşlık eder, sorduğunda ise sana cevap verir.

Hayatın Ritmiyle Buluşmak

Kendi hayat yolculuğuna baktığında, yaşadığın zorlukların ya da beklemediğin güzelliklerin birer "şans" olmadığını göreceksin. Ünal Güner kitapları ile yapmak istediğim tek şey, senin zaten içinde olan o kadim bilgiyi uyandırmak.

Şimdi sor kendine: Bugün bu yazıyı okuyor olmam bir rastlantı mı, yoksa bir davet mi?

Aşkla ve farkındalıkla kal…